Logo Background

3G hakkında halktan saklanan gerçek

  • Written by ElektronikElektronik İlk Yorumu Sen Yaz. Comments
    Last Updated: Eylül 5, 2009

    3G hakkında halktan saklanan gerçek

    Odası bir basın toplantısı düzenleyerek ’ye neden karşı olduklarını anlattı.

    GNRK Merkezi Sorumlusu Arzu Fırlarer, bugün yaklaşık 20 milyar insanın kullandığı teflonları ve baz istasyon sayılarının artması ile insan sağlığının tehdit altında olduğunu söyledi.


    () ile Gazi Üniversitesi Non-İyonizan Radyasyondan Korunma Merkezi (GNRK) 3. Nesil () iletiÅŸim sistemi ve elektromanyetik kirlilik konusunda ortak bir basın toplantısı düzenleyerek, alınması gereken önlemler konusunda uyarılarda bulundu. Yönetim Kurulu BaÅŸkan Yardımcısı Tarık Öden ve GNRK Merkezi Sorumlusu Arzu Fırlarer’in okudukları açıklamaları aÅŸağıda okuyabilirsiniz.


    3N’de yeni telefon maliyeti


    Tarık Öden, ülkemizdeki kara listeye alınan 8.5 milyon cep telefonu üzerinden 100 TL’lik en az satış fiyatı üzerinden Türkiye’nin 850 milyon TL zararda olduÄŸunu kaydetti. Kayıtlı cep telefonu sayısı 104 milyon iken abone sayısının 63.6 milyon olmasının 40 milyon 400 bin telefonun da kullanılmaz durumda olduÄŸunu gösterdiÄŸini, bunun da ekonomik deÄŸerinin yine en düşük düzeyden hesaplandığında 4 milyar TL’den fazla olduÄŸunu ortaya koydu. 3N ile uyumlu 3 milyon telefon dışarıda bırakıldığında tüm ülkede 3N teknolojisinin kullanılması için 60.6 milyon telefonun daha kullanılamaz hale geleceÄŸini, bunun da 6 milyar 60 milyon TL anlamına geldiÄŸini aktaran Öden, 240 TL’den baÅŸlayıp 1700 TL’lere ulaÅŸan 3N uyumlu cihazlar için de tüm kullanıcıların geçmesi durumunda 14.5 milyar TL’lik bir kaynağın aktarılacağını hesabını açıkladı.


    Türkiye teknoloji çöplüğüne dönüşecek


    Tarık Öden şöyle konuÅŸtu: “3N ile Türkiye’nin iletiÅŸim alanında teknolojik çaÄŸ atladığını iddia etmek ciddi bir yanılgıdan ibarettir. Böylece iletiÅŸim alanında yüksek teknoloji ürünü sistem ve teçhizatları, sorunları ile birlikte satın almaya dayalı Türkiye’de yaÅŸanan ilklere 3N ile bir yenisini daha eklemiÅŸ oluyoruz. Çok uzun sürmeyecek bir kaç yıl sonra, 4N ile bu ilkleri sürdüreceÄŸiz. Bütün bu yaÅŸananlar; ülkemizde yeterince önem verilmeyen ve teÅŸvik edilmeyen üretime dayalı elektronik sanayi sektörü ve bu alandaki Ar-Ge çalışmalarında bir kez daha sınıfta kaldığımızın resmidir. Dünya devleri konumunda olan pazara egemen ÅŸirketler, muazzam bir propaganda ile tüketiciyi baskı altına almaya çalışmaktadır. Uluslararası pazarlara bağımlı olan Türkiye gibi ülkelerin teknoloji çöplüğüne dönüşmesi saÄŸlanmaktadır.


    Toplumsal geliÅŸmeyi saÄŸlayabilecek tüm iletiÅŸim teknolojileri gibi ne yazık ki 3N’de ÅŸirketlerin kar mantığı içerisinde bir oyun ve eÄŸlence platformu olarak ele alınmaktadır. Bu da teknolojik geliÅŸmenin toplumsal geliÅŸmeyi motive etmesini ve toplumsal yararın açığa çıkmasını olanaksız hale getiren bir yaklaşımdır. Küresel sermaye, sadece kar odaklı bir anlayışla müşterilerine hizmet sunmayı hedeflerken; kamu saÄŸlığı boyutu, kaynakların ekonomik ve ihtiyaca göre kullanımı ne yazık ki göz ardı edilmektedir. Uzun süreli cep telefonu görüşmelerini teÅŸvik eden, hatta çocukları bile cep telefonu kullanmaya teÅŸvik eden yoÄŸun reklam kampanyalarını endiÅŸeyle izliyoruz. Tüketim çılgınlığı boyutunda temel ihtiyaçlarımızın sınırlarını geniÅŸleterek teknolojiyi satın almak ve bunu bir aksesuar olarak kullanmak yerine; eÄŸitime, bilme ve teknolojiye katkılarından hareketle bilgi toplumu kavramının içini dolduracak bir biçimde teknolojiden istifade edilmesi gerekmektedir.”


    “3N ile baz istasyonu sayısı artacak”


    EMO Yönetim Kurulu BaÅŸkan Yardımcısı Öden, 3N sisteminde bölgedeki baz istasyonun kapsadığı alan içinde iletiÅŸim trafiÄŸi arttıkça iletim hızının düştüğü, bunun da yeni baz istasyonları gerektirdiÄŸini belirtti. “Hizmetlerin kaliteli ve istenilen seviyede tüketiciye yansıması için abone yoÄŸunluÄŸuna paralel olarak baz istasyonu sayısını o ölçüde artırılması zorunluluÄŸu vardır. Bu durum, 3N hizmeti ile ÅŸimdiki düzensiz, görüntü kirliliÄŸi oluÅŸturan ve insan saÄŸlığı için tehlikeli baz istasyonlarının sayısının daha da artacağı anlamına gelmektedir” diyen Tarık Öden, dünyada elektromanyetik kirlilik konusunda çeÅŸitli çalışmalar yürütülürken, Türkiye’de yetkililerin bu konudan uzak durmayı tercih ettiklerini söyledi. Konuya iliÅŸkin çalışmalarda meslek örgütlerinin bypass edilmesini de eleÅŸtiren Öden, 16 Mayıs 2009 tarihli yönetmelikle elektromanyetik alan ölçüm ve denetlemesi konusunda il mahalli çevre kurullarının dışarıda bırakılmasına da tepki gösterdi. Öden, Samsun’un Bafra İlçesi’nde mahalle sakinleri tarafından açılan dava sonucunda “Hiçbir hizmet, insan yaÅŸamı kadar deÄŸerli deÄŸildir” vurgusuyla baz istasyonunun kaldırılması kararı çıktığını anımsatırken, konuÅŸmasını şöyle tamamladı:


    “Bu örnek kararlar dikkate alınarak, baz istasyonlarının kurulumunda ciddi denetimlerin yapılması gerektiÄŸi açıktır. Baz istasyonlarının kurulumu ve iÅŸletme dönemi, meslek odaları tarafından denetlenebilmeli, olumsuz ölçümle raporlanan veya yönetmelikte belirlenen limit deÄŸerlerin üzerinde alan ÅŸiddeti yayan tesisler iÅŸletme dışı bırakılmalıdır. Günümüzde olduÄŸu gibi ÅŸirketlerin kendi istasyonlarını ölçmesi ve raporlamasına dönüşen ve duyarlı yurttaÅŸların hukuki yollara baÅŸvurusu sonucu yapılan denetimin, halk saÄŸlığını esas alan güvenilir kamusal denetim anlayışı ile baÄŸdaÅŸmayacağı açıktır.”


    Sağlık üzerinde ciddi etkiler bırakacak


    Elektromanyetik kirliliÄŸin saÄŸlık üzerine etkilerini anlatan GNRK Merkezi Sorumlusu Arzu Fırlarer ise, bugün yaklaşık 20 milyar insanın kullandığı cep teflonları ve baz istasyon sayılarının artması ile giderek artan oranda radyo frekans radyasyona maruz kalındığını belirtti. Bu alanların etkisine iliÅŸkin yapılan çalışmalarda, “çeÅŸitli kanser türleri, lösemi, lenfoma, kan beyin bariyeri geçirgenliÄŸinin artması, beyin sıcaklığının, hücre ve DNA sentezinin artması, üremede azalma, kromozomal bozulmalar, beyin elektriksel aktivitesinin (EEG), kan basıncının artması, davranış bozukluÄŸu, çocuklarda öğrenme güçlüğü gibi pek çok etkinin varlığının gösterildiÄŸini anlattı. Fırlarer, bilim insanlarının ve Uluslararası Elektromanyetik Alanlar Komisyonu üyelerinin kaleme aldığı Beneveto Bildirgesi’ne atıfta bulunarak, özellikle çocuklar ve gençlerin cep telefonu ve kablosuz telefon kullanımının sınırlandırılması ve onlara yönelik cep telefonu reklam kampanyalarının yasaklanmasının gündeme getirildiÄŸini bildirdi. Fırlarer, 16 yaÅŸ altındaki çocukların henüz biliÅŸsel fonksiyonlarının geliÅŸmekte olması, beyin geliÅŸiminin devam ediyor olması, ayrıca beyin sıvı yoÄŸunluÄŸunun fazla olması sonucunda yetiÅŸkinlere göre daha fazla elektromanyetik alan iletkenliÄŸi bulunması nedeniyle bu konunun çok önemli olduÄŸunu anlattı. Arzu Fırlarer, Dünya SaÄŸlık Örgütü, Uluslararası Elektromanyetik Komisyonu’nun, ülkemizde de Gazi Non-İyonizan Radyasyondan Koruma Merkezi’nin önerilerinin dikkate alınmasını talep etti.


    Araştırma için bütçe talebi


    GNRK Merkezi Sorumlusu Fırlarer, Avrupa ve Amerika’nın elektromanyetik alanlar konusundaki araÅŸtırmalara bütçe ayırdığını kaydederek, Türkiye’nin de kaynak ayırması talebini gündeme getirdi. Arzu Fırlarer, Uluslararası Non-İyonizan Radyasyondan Korunma Komisyonu’nun belirlediÄŸi standartlarda yalnızca ısı etkisinin göz önüne alındığı, canlılar üzerindeki diÄŸer biyolojik etkileri dikkate alan standartlar oluÅŸturulmadığını belirtirken, pek çok ülkenin bu sınırların çok daha aÅŸağısında limit deÄŸerler belirlediÄŸini kaydetti.


    Türkiye’de sınır deÄŸer düşürülmeli


    Türkiye’de ise Telekomünikasyon Kurumu’nun 2001 yılında yayımlanan yönetmelikle belirlediÄŸi sınır deÄŸerleri GNRK’nın yüksek bulduÄŸunu Fırlarer şöyle ifade etti: “Toplantılarda Dr. Seyhan (GNRK Merkezi Kurucusu ve Müdürü Dr. Nesrin Seyhan) TK’na 900 MHz standardı olan 41 V/m yerine 4 V/m’nin, 1800 MHz için de 6 V/m’nin sınır deÄŸer alınmasını önermiÅŸtir.”


    Anten ve kulelerin kurulacağı yerlere iliÅŸkin olarak da uyarı ve önerilerde bulunan Fırlarer, konuÅŸmasını şöyle tamamladı: “GNRK, eÄŸer bir bölgede baz istasyonu kurulumu zorunlu ise kurallara uygun olarak dikilen kulelerin tepesine kurulmasını önermektedir. Ancak bu durumun mümkün olmadığı yada iletiÅŸim probleminin çözülemediÄŸi ender durumlarda çevrede bulunan en yüksek binanın tepesine yapılacak ek bir çıkmanın üzerine dikilecek minimum 3 metrelik kulenin üzerine kurulması tercih edilmelidir. Baz istasyonunun binanın çatısına kurulmasının zorunlu olduÄŸu durumlarda o binanın çevre binalardan daha yüksek olması gerekmektedir. Bu durumda bile hem binada oturanlar hem de yakın çevresinde yaÅŸayanlar ile anlaÅŸmaya varılarak kurulmalıdır. YerleÅŸim alanlarında elektromanyetik alanlara aşırı duyarlı insanlar için kablosuz iletiÅŸimin olmadığı alanlar oluÅŸturulmalıdır.


    Dr. Nesrin Seyhan’ın üyesi olduÄŸu ve hazırlanmasında görev aldığı Dünya SaÄŸlık Örgütü’nün (WHO) Elektromanyetik Alanlar Uluslararası Danışma Komitesinin Mayıs 2006 tarihli “Bilimsel Belirsizliklerin OlduÄŸu Durumlarda Halk SaÄŸlığı” (Framework Guiding Public Health Policy Options in Areas of Scientific Uncertainty) baÅŸlıklı raporunda;


    - Baz istasyonlarının çocukların bulunduğu hastane, çocuk bahçesi, kreş ve okul gibi yerlere veya yakınlara kurulmasından sakınılmasını


    - Baz istasyonlarını kurma kararında halkın duyarlılığı ve estetiğin göz önüne alınmasını


    - Cep telefonu operatörleri ile çevrede oturanlar arasında baz istasyonu kurulmadan önce bir anlaÅŸmanın olmasına önem verilmesi gerektiÄŸi belirtilmektedir.”


  • Warning: Unexpected character in input: ''' (ASCII=39) state=1 in /home/xdelete/public_html/forum/cache/data_c1176e3b86b838cc919e441a620ca4b6-SMF-modSettings.php on line 1

    Parse error: syntax error, unexpected ':' in /home/xdelete/public_html/forum/cache/data_c1176e3b86b838cc919e441a620ca4b6-SMF-modSettings.php on line 1